Yeni doğmuş bebeklerde kan zehirlenmesi ne demektir ?
Genellikle bebeğin doğumunun ilk haftasında meydana gelen bir kan dolaşımı enfeksiyonu veya zehirlenmesidir.Yeni doğmuş bebeklerde kan zehirlenmesinin sebepleri nelerdir ?
Deriden, tükürük guddelerinden, burun, ağız veya göbekten kana bakterilerin girmesinden ileri gelmektedir.

Bu mikroplar kana doğumdan önce mi sonra mı girmektedir ?
Bakteriler vücuda doğumdan önce veya sonra girmiş olabilirler; sonra da kan dolaşımına ulaşırlar.

Kan zehirlenmesinin belirtileri nedir ?
Gıda alamamak, kusmak, ishal, kilo kaybı, aşırı derecede rahatsızlık, yüksek ateş ve izpazmoz halleri.

Kesin teşhis nasıl elde edilebilir ?
Kanda bakterilerin bulunup bulunmadığını tespit etmek için kan kültürleri alınarak laboratuarda analize gönderilir.

Kan zehirlenmesinin tedavisi nasıl yapılır ?
Yeterli dozajlarda gereken antibiyotiklerin derhal verilmesiyle.

Kan zehirlenmesinin komplikasyonları olabilir mi ?
Evet. Zatürree, menenjit, peritonit, muhtelif organların apse yapması veya deri apseleri.

Bu hastalıktan iyileşme şansları nedir ?
Erken teşhis ve derhal tedaviye girişilmesiyle bu hastalıktan iyileşme şansı oranları yüksektir. Eğer hastalık erken teşhis edilmezse, enfeksiyon da ciddî ve hatta vahim ise, hasta çocuk, kısa bir süre içerisinde ölür.

Kan zehirlenmesi önlenebilir mi ?
Eğer annede doğumdan önce veya doğum sırasında herhangi bir enfeksiyon belirtisi görülmüşse. Bebeğe koruyucu ilâçlar verilmelidir. Çocuk herhangi bir deri veya göbek enfeksiyonu belirtisi gösterirse derhal, vakit kaybetmeden antibiyotik ilâçların verilmesine başlanmalıdır.

Kategori: Çocuk Sağlığı
Devamı...

Yeni doğmuş bebeklerde salgın ishal nedir ?
Bu hastalığa hastanelerde bebekler için ayrılmış bölümlerde rastlanır. İshal adı da gösterdiği gibi, hastalığın en önemli tarafıdır. Koli basili denilen bir mikroptan ileri gelmektedir.Bağırsak sisteminde koli basili genellikle bulunur mu ?
Evet. Bunların birçok türleri bağırsak sisteminde normal olarak bulunur; ancak mikropların bağırsaklarda mutaden bulunmayan türleri bu hastalığa neden olurlar.

Yeni doğmuş bebeklerde salgın ishal, başka mikroplardan da ileri gelebilir mi ?
Evet, çok kez bir virüs veya bir stafilokok bu hastalığın meydana gelmesine neden olabilir.

Bu ciddî bir hastalık sayılır mı ?
Evet.

Ölüme sebebiyet verebilir mi ?
Evet. Ancak geçmiş yıllara oranla günümüzde çok daha ileri tedavi metotları vardır.

Evde yapılan doğumlarda bu hastalığa rastlanır mı ?
Hayır.

Bu hastalık başka ishal türlerinden farklı mıdır ?
Evet, özellikle yalnız yeni doğmuş olan bebeklerde’ görülmesinden dolayı.

Bu tür ishal bulaşıcı mıdır ?
Evet.

Hastanenin bebek bölümünde bu mikrobun kaynağı nedir ?
Genellikle bir başka bebektir. Bu bölümde çalışan veya girip çıkan bir kişinin mikrop taşıyıcı (portör) olmasından da ileri gelebilir.

Salgın ishal daha gelişmiş olan çocuklarda da görülür mü ?
Evet. Bazen bir yaşını doldurmuş çocuklarda bile rastlanmaktadır.

Hastalık nasıl teşhis edilir ?
Laboratuarda dışkılardan bir kültür yaptırmak yoluyla.

Yeni doğmuş bebeklerde salgın ishalin tedavisi nasıl yapılır ?
Antibiyotik ilâçlarla hastalık kontrol altına alınabilmektedir.

Bu hastalık kaç günde tedavi olabilir ?
Yaklaşık olarak bir hafta.

Hastanenin bebek bölümünde bu hastalık görüldüğünde bu bölümü tecrit etmek gerekli midir ?
Evet. Ayrıca bu bölümde bulunan bütün bebeklere koruyucu antibiyotik ilâçlar verilmelidir.

Salgın ishalin yayılması nasıl önlenebilir ?
Temizliğe çok önem verilip böylece enfeksiyonları önlemekle.

Bu hastalığı önlemek için bir aşı var mıdır ?
Hayır yoktur.

Bu hastalığa tutulan bir çocuğun iyileştikten sonra özel bir bakıma ihtiyacı var mıdır ?
Genellikle yoktur.

1 Ekim 2008

Selçuk Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Tuncay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ayak sağlığına gereken önemin verilmemesi ve yanlış ayakkabı tercihinin ortaya çıkardığı sağlık sorunları nedeniyle yaşam kalitesinin düşebileceğini söyledi.

Tuncay, ağrı problemi olan hastalara genellikle iyi bir spor ayakkabısı önerdiklerini, ancak son dönemde spor ayakkabısı kadar rahatlık sağlayan klasik ayakkabıların da üretildiğini belirtti.

Artık ayakkabı teknolojisi de geliştiği için, üretilen ayakkabıların çoğunun ortopedik özelliğe sahip olduğunu belirten Tuncay, “bu nedenle hastalarımıza ortopedik ayakkabı yerine çoğu zaman, istenen özellikleri taşıyan spor ayakkabı giymelerini öneriyoruz. Çünkü spor ayakkabıları daha fazla rahat ettiriyor. Önemli olan seçilen ayakkabının, ayağın anatomisine, yani şekline uygun olması, ayağa oturması, ayağı rahat
 ettirmesidir” dedi.

İDEALİ YARIM NUMARA BÜYÜK OLAN

Ayakkabı satın alınırken, ayakkabıyı bir kez ayağa giyip çıkarmanın denemek için yeterli olmadığını anlatan Tuncay, şunları kaydetti:

“Satın alınacak ayakkabıyla kısa bir tur atılıp ayağa oturup oturmadığı kontrol edilmeli. Ayakkabı ne yürümeyi zorlaştıracak kadar bol ne de ayağı sıkacak kadar dar olmamalıdır. İdeal ayakkabı, ayak numarasından
 yarım numara büyük olandır. Bacak, bel ve kalça ağrılarına yol açmayacak ayakkabı seçiminde markadan ziyade ayakkabının ayağa oturması önemlidir. Ayakkabı tabanı, ayaktaki 2 kıvrım noktasını rahatlatacak özellikte olmaz, dar ya da çok bol olursa, adım atılırken ortaya çıkacak asimetrik kasılmalar, bacak, bel ve kalça ağrılarına neden olabilecektir.”

1 Ekim 2008

Çok sık kilo alıp vermekten ya da spor yapmamaktan göğüsler sarkıp esnekliğini kaybedebiliyor. Göğüslerin zaman geçtikçe formlarını kaybettikleri ve bu durumun, özellikle vücut görünümüne çok önem verenler için, oldukça sıkıcı olduğu kesin.

Aslında vücut şeklimiz günlük yaşantımıza bağlı olarak belirleniyor. Çok sık kilo alıp vermekten, yanlış egzersizlerden ya da spor yapmamaktan dolayı, kimi kişilerde göğüsler erkenden sarkıp esnekliğini kaybedebiliyor.

Bu kişiler çoğunlukla dolgulu sutyen kullanmadan bir şey giyemez, hiçbir kıyafeti kendilerine yakıştıramaz oluyor… Eğer siz de, bu tür problemlerle karşı karşıysanız Coliseum Spor Merkezi nde Fitness eğitmenliği yapan Elif Hotaman ın önerdiği hareketlerle bu durumu biraz da olsa düzeltebilirsiniz.. Eğer hala bu tür sorunlarla karşılaşmadıysanız da bunu mümkün olduğunca geciktirebilir, bu egzersilerle göğüslerinizin formunu uzun yıllar koruyabilirsiniz.

Şınav çekin
Şekildeki gibi elleriniz ve dizlerinizin üzerinde durun. Dirsekleriniz yana doğru bakmalı. Kollarınızı dirseklerinizden büküp aşağı yukarı doğru inip çıkarak şınav çekin. Bu hareketi 12 kez tekrarlayın. Hareketler sırasında düzenli olarak nefes alıp vermeyi unutmayın. Bu hareketle göğüs ve arka kol kaslarını çalıştırmış olacaksınız. Bunun dışında ön omuz kaslarınız da aktif hale gelecek. Şınav, özellikle kuvvetsiz olanlar ve yeni başlayanlar için oldukça iyi bir başlangıç hareketi aynı zamanda…

Daire çizin
Yere dümdüz, sırtüstü uzanın. Bacaklarınız dizlerinizden bükük şekilde dursun. İki elinize dambıl ya da 1 er litrelik su şişeleri alın. Şimdi dambıl fly hareketini yapmaya başlayabilirsiniz. Bunun için, Kollarınız gergin bir şekildeyken havada yukarıdan aşağıya büyük daireler çizin. 12 kez tekrarlayacağınız bu hareket göğsünüzün tam açılmasını sağlıyor ve sarkmaları önlüyor.

Açıp kapayın
Yerde, dizlerinizin üzerinde durun. Gövdeniz mümkün olduğunca dik olsun. Ellerinize yine ağırlıklar alın ve kollarınızı dirseklerden bükük şekilde ortada birleştirin. İki kolunuzu da yanlara doğru açın. Ardından ilk pozisyonunuza dönün. Bu açıp kapama hareketini aynı şekilde 12 kez tekrarlayın.

Ve biraz zorlanın
Son egzersizimiz tam şınav çekme. Kollar tamamen gergin olsun. Tüm vücut ağırlığınız kollarınızın üzerinde. Yine düzenli nefes alış verişine dikkat ederek şınav çekin. Fakat karnınızın yere değmemesine dikkat etmelisiniz. Bunun için 4 -5 cm. bir alçalma yapmanız yeterli. Başta zorlansanızda 12 kez yapmayı ihmal etmeyin. Bu sayıyı gün geçtikçe daha da artırabilirsiniz. Bu hareketin tüm göğüs kaslarınızın çalışmasını sağladığını da ekleyelim.

1 Ekim 2008

Memelerin Bakımı

Kızlarda meme gelişimi 8-13 yaşlarında başlar. Meme bakımı gelişmeyi izler. Memelerin gelişimi sırasında önce bir tomurcuklanma, daha sonra meme dokusunda genişleme ve büyüme olur. Memenin büyümesi ile beraber meme ucundaki kahverengi kısım da büyümeye başlar.

Gelişiminin sonuna doğru meme ucunun kahverengi kısımdan daha kabarık bir hale geldiği fark edilir.

Kızlarda meme gelişimi başladıktan birkaç sene sonra sütyen giyme gereksinimi doğar.

Genç kız ne zaman sütyen giyme gereksinimi olduğunu en iyi kendisi anlar. Bir genç kıza sütyen almasında yardımcı olabilecek en yakın kişi annesi veya ailesinden birisidir. Öncelikle hangi boy sütyen alınmasına karar vermek gerekmektedir. Bunun için öncelikle göğüs çevresi göğüs altından mezurle ölçülür, bu sütyenin beden büyüklüğünü vermektedir. İkinci ölçüm ise kalıp için gerekmektedir. İkinci ölçüm göğsün meme uçlarından yapılan ölçümüdür. Göğüs altı ile göğüs uçları arasındaki ölçümler arasındaki fark hesaplanır. Bu fark 15 cm.den az ise B kalıbı, 15-22 cm arasındaysa C kalıbı ve 22 cm den büyükse D kalıbıdır. İlk defa sütyen takarken pamuklu dokumadan, göğüsleri rahatça saran ve destek olanlar tercih edilmelidir.

Sütyen doğrudan vücuda giyilen bir çamaşır olup, sık sık değiştirilmesi gerekmektedir. Sütyenlerin yıkanma kuralları ise genellikle üzerinde bulunan kullanım kılavuzunda bulunmaktadır.

1 Ekim 2008