Hamilelik, Doğum, Çocuk ve Kadinlara Sor bölümü ile Aradığınız tüm bilgiyi sitemizde bulabilirsiniz. Hemen patik.org adresini ziyaret et bilgiyi kaynağından al.

Hamilelik Boyunca Dikkat Edilmesi Gereken Hastalıklar

Hamilelik Boyunca Dikkat Edilmesi Gereken Hastalıklar

Hamilelik döneminde ağız yapısında birtakım değişiklikler görülür. Bu hassas dönemi mümkün olduğunca rahat geçirmek ve bebek dünyaya geldikten sonra da diş sağlığını korumak açısından anne adaylarının gerekli önlemleri alması gerekir.

Hamilelik son derece özen isteyen, 9 aylık sürecin her aşamasında düzenli kontrol gerektiren bir süreçtir. Dünyaya bir insan getirmek gibi önemli bir gücün ve ayrıcalığın sahibi olan siz anne adaylarının bebek sahibi olmaya karar vermeden önce hamilelikte hem size hem de bebeğinize zararı dokunabilecek hastalıklar hakkında bilgi sahibi olmanız hayati önem taşır. Hamilelikte dikkat etmeniz gereken önemli 7 hastalık bulunuyor.

 

Suçiçeği

Hamilelikte suçiçeği geçirilmesi, hem anne hem de anne karnındaki bebek için riskli bir durumdur. Anne adayında başta zatürre olmak üzere ciddi sorunlar olabilir. Hamileliğin son dönemlerinde rahmin büyümesine ve yukarıya doğru baskı yapmasına bağlı olarak akciğer kapasitesinin azalması, müzmin bronşit, astım hastalığı olması ve sigara içilmesi de zatürre gelişmesi açısından risk faktörü olarak kabul edilir. Hamile bir kadının suçiçeği geçirdiğini ya da aşı olduğunu bilmesi hastalığa karşı bağışıklığı olduğu anlamına gelir. Ancak bu konuda bilgi yoksa, anne adayı su çiçeği geçiren bir kişi ile temas ederse vakit kaybetmeden bağışıklığının olup olmadığı bir kan testi ile incelenmelidir. Annelik çağındaki bayanların yüzde 95’inden fazlasının su çiçeğine karşı bağışıklığı vardır. Bu nedenle çok fazla telaş etmeye gerek yoktur. Suçiçeği testinin de her hamilede yapılması gerekmez. Yalnızca şüpheli durumlarda yapılabilir. Bağışıklığı olmayan hamilelerde ise temastan sonraki ilk 96 saatte koruyucu immunglobulin yapılabilir.

Annede aktif enfeksiyon meydana gelirse bebekte bazı olumsuz etkiler ortaya çıkabilir. Muhtemel beklenmeyen etkiler enfeksiyon ortaya çıktığındaki hamilelik yaşına bağlıdır. Bunların görülme sıklığı son derece düşüktür. Bebeklerin yüzde 97’sinde herhangi bir beklenmeyen etki ortaya çıkmaz. Hamileliğin son trimester’inde (son 3 ay) su çiçeğine yakalanan bir anne adayının bebeğinde de su çiçeği görülebilir. Daha erken dönemlerde görülen su çiçeği bebekte anormalliklere neden olabileceğinden çok daha önemlidir. Doğuştan suçiçeği sendromu (Konjenital varicella sendromu) bebeğin kol ve bacaklarında, derisinde, gözlerinde ve sinir sisteminde anormalliklere yol açabilir. Hatta nadiren bebek anne kamında hayatını yitirebilir. Belirtiler en çok 20. hamilelik haftasından önce hastalığı geçiren anne adaylarından doğan bebeklerde görülür.

 

Kabakulak

Hamilelik döneminde kabakulak, hamile olunmayan dönemlere göre daha kötü seyretmez. Hamileliğin ilk 3 ayında anne adayında kabakulak olması durumunda “düşük” görülme oranlarında artış olabilir. Düşük olmaması durumunda bebekte herhangi bir anormalliğe yol açmaz. Bu yüzden hamileliğinin erken dönemlerinde kabakulak ile temas eden bir kadında hamileliği sonlandırmanın anlamı yoktur.

 

Kızamıkçık (Rubella)

Halk arasında kızamıkçık olarak bilinen rubella oldukça yaygın görülen döküntülerle seyreden bir virüs enfeksiyonudur. Kızamıkçık enfeksiyonu hamilelik sırasında geçirildiğinde bebekte ciddi hasarlara ya da düşüklere neden olabilir. Günümüzde annelik çağındaki pek çok kadının bu hastalığa karşı bağışıklığının olması nedeni ile kızamıkçığa bağlı doğumsal kusurların görülme sıklığı son derece azalmıştır. Anneleri hamileliğin ilk trimester’ında kızamıkçık geçiren bebeklerin yaklaşık dörtte biri bir ya da birden fazla sayıda doğumsal kusur ile dünyaya gelirler. Bu durum konjenital (doğumsal) kızamıkçık sendromu olarak adlandırılır. En sık karşılaşılan doğum defektleri arasında görme kaybı ve tam körlükle sonuçlanabilen göz problemleri, işitme kaybı, kalp anomalileri, zeka geriliği, ve serebral palsi sayılabilir.

Konjenital kızamıkçık sendromu olan çocukların önemli bir kısmı ileriki yaşamlarında yürüme ve öğrenme güçlüğü yaşarlar. Öte yandan hamilelikte geçirilen kızamıkçık sıklıkla düşük ve ölü doğumlara da neden olur. Bebekte konjenital kızamıkçık sendromu ortaya çıkma riski hastalığın hamileliğin hangi döneminde geçirildiği ile yakından ilgilidir. Hastalık ne kadar erken dönemde geçirilirse risk o kadar artar. En büyük risk ilk trimester’da kızamıkçık geçirilmesidir. Böyle bir durumda bebeğin etkilenme ya da düşük olma riski yüzde 25-80 arasında değişir. İkinci trimester’ın başlarında geçirildiğinde ise konjenital kızamıkçık riski yüzde 1 civarına iner. Yirminci haftadan sonra ise nadiren doğum defektine neden olur. Bazı bebeklerde ise kalıcı olmayan sağlık sorunları görülebilir. Bunlar arasında en sık karşılaşılan düşük doğum ağırlığıdır. Ayrıca zaman zaman beslenme problemleri, ishal, zatürre, menenjit ve anemi gibi tablolar görülebilir. Geçici kanama bozukluklarına bağlı olarak ciltte mor-kırmızı lekeler olabilir, bebekte karaciğer ve dalak büyümesi saptanabilir.

Ne yazık ki konjenital kızamıkçık sendromunun belirli bir tedavisi yoktur. Kan ve karaciğer sorunları gibi yenidoğan döneminde sıkça karşılaşılan sorunlar çoğu zaman kendiliğinden tedavisiz iyileşir. Görme ve işitme ile ilgili sorunların bir kısmı ise erken cerrahi ile düzeltilebilir ya da en azından daha iyi hale getirilebilir. Çocukluk çağında kızamıkçık geçirip geçirmediğini bilmeyen tüm anne adaylarının hamile kalmadan önce kan testi yaptırarak durumlarını öğrenmeleri yararlı olacaktır. Çok nadiren de olsa bağışıklığı olmayan kişilerde hamile kalmadan önce aşı yapılması uygun bir yaklaşımdır. Hamile kaldıktan sonra kemikçik taraması yapılan ve bağışıklığı olmadığı saptanan kadınlarda ise aşı yapılamaz. Böyle bir durumda kişi hamileliği süresince kızamıkçık geçiren kişilerden uzak durmalıdır.

 

Toksoplazmozis

Toksoplazmozis bir parazitin neden olduğu enfeksiyondur. Tüm dünyada insanların da dahil olduğu pek çok tür omurgalı canlıda enfeksiyona neden olur. Enfekte kedinin dışkısı ile toprağa atılan ve 24 saat içinde bulaşıcı özellik kazanan parazitler beslenme sırasında sığır, koyun, inek gibi hayvanların sindirim sitemine geçer. Daha sonra buradan kas dokusu içine geçerek hayvanı enfekte eder. Böyle bir hayvanın eti pişirilmeden ya da az pişirilerek bir insan tarafından yendiğinde direkt olarak o insanda da enfeksiyona neden olur. Bir başka bulaşma yolu da toksoplazma bulunan toprakla temas etmiş meyve ve sebzelerin uygun şekilde yıkanmadan yenmesidir.

Hamilelikleri sırasında toksoplazma enfeksiyonuna yakalanan kadınların sadece yüzde 30-40’ı bu hastalığı bebeklerine geçirirler. Annedeki enfeksiyonun bebeği de etkileme riski hamilelik yaşı ile direkt ilişkilidir. Bu risk, hamileliğin son trimester’inde daha yüksektir. Son trimester’da yüzde 70’e kadar ulaşabilirken bu oran ilk trimester enfeksiyonlarında yüzde 15’ler civarındadır. Ancak ilk trimester’da bebeğe enfeksiyon geçme olasılığı, düşük olmasına rağmen bebekte yaratacağı zarar daha fazladır. Bir başka deyişle son 3 ayda bebeğe enfeksiyon geçmesi daha kolay ancak zarar yaratma olasılığı son derece düşükken, ilk 3 ayda çok zor geçen enfeksiyon daha ciddi sorunlara neden olur.

Erken dönemde görülen toksoplazma, düşük ya da ölü doğumlara neden olabilir. Toksoplazmanın diğer etkileri ise beyin hasarı, beyinde su toplanması (hidrosefali), görme ve işitme bozuklukları, gelişme, zeka geriliği ve epilepsi gibi sinir sistemi bozukluklarıdır. Hamilelik sırasında anne adayında toksoplazma enfeksiyonu saptanması, bebekte mutlaka bir sorun olacağı anlamına gelmez. Böyle bir durumda detaylı ultrasonografi ile enfeksiyonun bebekte zarar oluşturup oluşturmadığı aranır. 20. hamilelik haftasından sonra ise bebeğin göbek kordonundan kan alınarak (kordosentez) kesin tanı konulabilir. Burada bebek kanında IgM varlığı bebekte enfeksiyon olduğunun kesin belirtisidir. Hamile olmayan bir kadında toksoplazmanın tedavisi antibiyotik ile yapılır. Hamilelerde ise uygulanan antibiyotiğin bebekte oluşması muhtemel hasarı engelleyip engellemediği açık değildir. Eğer bebekte ciddi sekel (kalıcı bozukluk) saptanır ise tercih edilmesi gereken yöntem hamileliğin sonlandırılmasıdır

 

Hepatit B

Hepatit B sarılığa neden olan ve esas olarak karaciğer harabiyetiyle seyreden çok ciddi bir hastalıktır. Bu nedenle sadece anne adayları değil, herkese kan testi yapılmalı ve gerekiyorsa aşı yapılmalıdır. Bu bağlamda tüm anne adayları hamilelik öncesi testiyle tarama yapıldıktan sonra aşılanmalıdır. Aşı 3 doz halinde yapılır. Aşının hamilelik sırasında da yapılmasında hiçbir sakınca yoktur. Başka önemli bir konu da anne adayının Hepatit B taşıyıcısı olmasıdır. Bu durumda hamilelik sırasında bebeğe bulaşma açısından önemli bir risk yoktur. Ancak doğumdan hemen sonra bebeğe hem immunglobulin, hem de aşı yapılmalıdır.

 

Genital Herpes

Genital bölgede (üreme organlarında) herpes virüslerle bulaşan bir enfeksiyondur. Ağız çevresinde bulunan uçuk hastalığından farklıdır. Ağız çevresinde hastalık Tip 1 virüs ile oluşurken, üreme organlarında Tip 2 virüs ile hastalık oluşur. Hamilelik sırasında genital herpesin bebeğe bulaşması riski yoktur. Eğer doğuma yakın bir zamanda aktif genital herpes enfeksiyonu mevcutsa, bebeğe bulaşmayı önlemek için sezaryen yapmak uygundur.

 

Sitomegalovirus

Tüm enfeksiyonlarda olduğu gibi CMV enfeksiyonlarından korunmanın da en etkili yolu uygun kişisel hijyendir. CMV enfeksiyonları çok sık karşılaşılan enfeksiyonlar olmakla birlikte hamilelikte son derece nadir görüldüklerinden ciddi bir risk yaratmazlar. Bununla birlikte virüsle ilk kez hamilelikleri sırasında karşılaşan kadınların bebeklerinde düşük de olsa potansiyel risk mevcuttur. Daha önceden enfeksiyonu geçirmiş olan kadınlarda ise enfeksiyonun yeniden aktive olması durumunda bu risk azalır. Hamilelikten önce ya da hamilelik sırasında anne adayında yapılacak olan CMV’ye yönelik antikor taramasının gerekli olup olmadığı tartışmalıdır.

Uzman Görüşü:”Toksoplazmaya dikkat”
Hamilelikte dikkat edilmesi gereken en önemli hastalıklardan birinin Toksoplazma olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cem Turan, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Toksoplazmadan korunma önlemlerine dikkat edilmeli ve belirli aralıklarla kanda toksoplazmaya karşı antikor oluşup oluşmadığı araştırılmalıdır. Toksoplazmadan korunmanın en etkili yolu hijyen kurallarına uymaktır. Anne adayı ellerini sık sık yıkanıp temizlenmelidir. Toprakla uğraşırken eldiven giymek iyi olur. Çiğ veya az pişmiş et yenmemelidir. Çiğ etle temas edilirse eller çok dikkatli yıkayıp, temizlenmelidir. Sebze ve meyveler çok iyi yıkanmalıdır. Evde kedi besleniyorsa kumu sık sık değiştirilmelidir. Kedi dışarı bırakılmamalıdır ve kediye çiğ et yedirilmemelidir.”

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.