Hamilelik, Doğum, Çocuk ve Kadinlara Sor bölümü ile Aradığınız tüm bilgiyi sitemizde bulabilirsiniz. Hemen patik.org adresini ziyaret et bilgiyi kaynağından al.

Meme Kanseri Nedir ? Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir ? Meme Kanseri Tedavileri Nelerdir ?

Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir ?

MALİGN OLUŞUMLAR

Meme kanseri kadınlarda başta gelen ölüm nedenlerinden biridir. Meme kanseri ile ilgili istatistikler ürkütücüdür. ABD’de kanser insidansının her yıl %1 oranında artış gösterdiği, 50 yaş üzerindeki kadınların mortalite oranlarının yine yıllara göre yükseldiği bildirilmektedir. Meme kanseri kadınlardaki kanserlerin %28 ni, ölüm nedenlerinin ise % 18 ini oluşturmaktadır. En son veriler her 8-9 kadından birinin meme kanserine yakalanacağı şeklindedir. Türkiye’de S.B Kanser Savaş Daire Başkanlığı’nın yaptığı son çalışmaya göre meme kanseri, kadınlarda ölüm nedenlerinin başında yer almaktadır.
Risk Faktörleri
Meme kanserinin nedeni bilinmemektedir ancak birçok risk faktörü, hastalık insidansındaki artışla ilgili bulunmuştur. Bu risk faktörleri;

• 40 yaş üzerinde olmak
• Ailesinde, özellikle anne ve kızkardeşinde meme kanseri hikayesi olmak
• Nulliparlar ya da ilk doğumunu 30 yaş üzerinde yapanlar
• Daha önce bir memesinde kanser geçirenler
• Daha önce meme, kolon, över, endometriyum ve tiroid kanseri geçirenler
• Atipik hiperplazi hikayesi
• Memelerin aşırı radyasyona maruz kalması
• Özellikle menopozdan sonra yüksek yağlı diyet ve obesite hikayesi
• Yüksek dozda uzun süre estrojen kullanma
• Aşırı alkol tüketimi
• Beningn meme hastalığı hikayesi olanlar.

 

Birçok risk faktörü tanımlanmış olmasına rağmen bu faktörlerin meme kanseri gelişecek kadınların sadece %25 inin tanımlanmasına yardım ettiği rapor edilmiştir.Meme kanserinde risk faktörlerinin tanılamaya yardımını engelleyen temel sorun, karsinomanın tanımlanabilir kliniksel gelişiminden önce 15- 20 yıllık uzun bir latent periyodunun olmasıdır.
Fizyopatolojisi
Meme kanseri, histopatolojisine göre üç büyük gruba ayrılır.
Duktal- kanal, lobular ve nipple – meme ucu (paget’s hastalığı). Kanser hem invazif hem de non invazif (in situ) şekilde olabilir. Meme kanserinin palpabl olduğu (1 cm çapta) anda mikrometastazlarının da olacağı görüşü yaygındır.
Duktal- kanal- Karsinomu, laktiferous kanallarından menşei alır. Meme kanserleri en çok invaziv duktal tümör olarak sınıflandırılır. Tümör kitlesi genellikle ağrısız, immobil, sınırları düzensiz ve tek taraflıdır.
Lobular Karsinoma, meme lobullerinden menşei alır. İnsitu evresinde nadiren palpabıldır. Premenopozal periyodda daha sık ortaya çıkar ve bilateral olarak bulunurlar. İnvaziv lezyonlarının, hormon reseptör insidansları yüksektir.
Nipple karsinoma(paget’s hastalığı), meme ucundan menşei alır ve genellikle invaziv kanal karsinomu ile birleşerek ortaya çıkar. Meme ucunda kanama ve akıntı en yaygın belirtisidir. Meme ucunda erozyon da bulunabilir.


Klinik Değerlendirme

Memedeki kitlelerin %90 nın kadının kendisi tarafından saptandığı tahmin edilmektedir. Saptanan bu kitlelerin %20- 25 malignensidir. Bulunan belirtilerin en yaygını bir kitle ya da meme dokusunda kalınlaşmadır. Kitle sert ve hareketsiz ya da yumuşaktır. İleri evrede deriye fiske olduğunda deride ya da meme ucunda çukurlaşmaya, çekilmeye, memenin şeklinde ve ölçülerinde değişime neden olur. Meme ucunda kanlı ya da temiz akıntı bulunabilir. Ancak memenin beningn değişimlerinde de meme ucunda akıntı olabilir. Akıntının tek taraflı, kanlı ve seröz olması kanser için dikkat çekicidir. İleri evreye kadar memede ağrı ve hassasiyet nadiren ortaya çıkar. İleri evrede Meme kanserlerinin yaklaşık yarısı, memenin üst dış kadranında yerleşir. İkinci en sık görülen lokasyon meme ucu gerisinde ya da areolanın çevresindedir.
Meme kanseri en fazla diğer memeye, aksillaya ve brakiyel pleksüse infiltre olur. En fazla metastaz yaptığı alanlar da akciğer, karaciğer ve kemiklerdir.
Erken tanı, mortaliteyi azaltır. Çünkü erken dönemde kanser küçüktür ve lezyon daha lokalizedir. Erken tanı için düzenli yapılan kendi kendine meme muayenesi önem taşır çünkü meme kanserlerinin %90′nı kadının kendisi tarafından bulunmuştur. Klinik muayene ile kanserlerin yaklaşık %26 sı, mamografide kaçanların da %10-15 i yakalanabilmededir. Kendi kendine meme muayenesinin yanında görüntüleme yöntemleri de meme kanserinin erken tanılanmasına yardım eder. Bu yöntemler Mamografi ve Ultrason’dur. Mamografi, henüz klinik olarak palpabıl olmayan tümörlerin erken dönemde tesbitini sağlar. Mamografi ile erken tanılama oranı %80-90 dır. Ultrason ile meme görüntüleme, kanserin erken teşhis yöntemi olarak kullanılamaz. Ultrason mamografide görülen oluşumların solid ya da kistik oluşumlar olup olmadığını ayırt etmek için kullanılır.
Mamogramda şüpheli bir durum varsa ya da kitle tesbit edildi ise iğne aspirasyonu ya da iğne lokalizasyon biyopsisi ile tanı doğrulanır. Ultra-son ile kitlenin kist ya da solid olup olmadığının ayrımı yapılır.
Amerikan Kanser Birliğinin meme kanserinin erken tanısı için önerileri şöyledir;
• 20 yaş ve üzeri kadınlar için, her ay menstrual periyodun hemen sonunda kendi kendine meme muayenesi
• 20-40 yaş arası her üç yılda bir, 40 yaş üzerinde her yıl doktor ya da hemşire tarafından klinik meme muayenesi
• 35-39 yaş grubu kadınlar için temel mamografi
• 40-49 yaş grubu kadınlar için 1-2 yılda bir tekrarlanan mamografi
• 50 yaş ve üzerindeki kadınlar için yıllık mamografi
Doktor ya da hemşire tarafından yapılan yıllık meme muayenesi sırasında kadının kendi kendine meme muayene tekniği ve sıklığı da değerlendirilmelidir.
Kendi kendine meme muayenesi
A- Memenin gözle muayenesi: ayna karşısında memeler ölçü, şekil, büzülme ve portakal kabuğu görünümü ve kırmızılık
açısından değerlendirilir. Meme uçları akıntı, düzleşme, kanama ve çekilme açısından kontrol edilir. Bu kontroller kollar iki yanda
ve yukarı doğru kaldırarak yapılır. Ayrıca eller kalçalarda iken sırt kasları gerilerek, meme derisi çukurlaşma ve çekilme açısından kontrol edilir.
B- Memenin palpasyonla muayenesi: Sırtüstü yatarak bir el baş altına konur. Muayene edilecek tarafın sırt altına bir yastık
yerleştirilir, böylece kitleleri daha kolay tesbit etmek için meme dokusunun göğüs duvarı üzerinde yassılaşması temin edilir.
Palpasyon içten dışa doğru dairesel hareketlerle yapılır. Kadın memesini tanıdıkça değişiklikleri daha iyi anlıyabilir. Muayenin son hareketi meme ucunun sıkılarak salgının aranmasıdır.
Tedavi
Kanser biyolojisinin anlaşılması ile son 10 yılda tedavide önemli ilerlemeler olmuştur. Bir çok çalışma meme kanserinin sistemik bir hastalık olduğu teorisini desteklemektedir. Bunun anlamı nodal yayılma olsun ya da olmasın başlangıçta mikrometastazların bulunmasıdır.
Cerrahi Tedavi: Cerrahide, radikal mastektomi ile meme dokusu ve aksiler lenf nodlari çıkarılır ancak pektoralis kası bırakılır. Bu kasın da çıkarıldığı cerrahi yaklaşımlarda postoperatif komplikasyon riskinin daha çok görüldüğü, bunun yanında her iki yöntem arasında hayatta kalma hızında fark olmadığı tesbit edilmiştir.
Memenin çıkarılmasına ek olarak, cerrahi sırasında ya da cerrahiden sonra memenin rekonstruksiyonu, simetriyi sağlamak ve beden imgesini korumak amacı ile geliştirilen yöntemlerdir. Rekonstruksiyon, silikon ile doldurulmuş meme implantlarının kullanılması ile ya da pektoralis kası altına doku genişleticilerinin yerleştirilmesi ile yapılabilmektedir. Doku genişleticisi istenen simetri sağlanıncaya kadar derinin tedricen gelişmesini sağlar. İstenen genişleme sağlanınca deri içine daimi protez yerleştirilir.
Cerrahide tartışmalı ve konservatif bir yaklaşım da tümörün ve çevre dokuların eksizyonunu takiben ışın tedavisidir. Bu tedavi tümör küçük (-< 4 cm) ve hastalığın evresi I ve II ise tercih edilir. Lumpektomi (kitlenin çıkarılması) ışın tedavisi ile beraber uygulandığında hastaların hayatta kalma hızlarının, radikal cerrahi ile aynı olduğu bildirilmiştir. Lumpektominin yanında diğer bir konservatif teknik segmental mastektomidir (guadrektomi).

Preoperatif Bakım

Cerrahi öncesi periyod, hastanın fiziksel ve emosyonal olarak durumunun değerlendirilebileceği en uygun zamandır. Genellikle hastaların anksiyeteleri yüksektir. Anestezi, ağrı ve iyileşme ile ilgili korkuları vardır.Bu dönemde hastaya kendi bakımı ile ilgili konularda bilgi verilir. Hastanın anksiyete düzeyi yüksek ise verilen bilgileri anlamada güçlük çeker. Verilen bilginin miktarı, hastanın anksiyete düzeyine göre düzenlenmelidir.
Hastası ile güvenli bir ilişki kuran hemşire, onun cerrahiye ilişkin korkularını ve ameliyat sonrası durumu ile ilgili sorularını paylaşabilir. Bu ilişkiyi kurmanın, ilgili bir tutumdan ve istekli bir dinleyici olmaktan başka özel bir yolu yoktur. Hastanın ameliyat sonrası görüntüsüne ilişkin soruları, anksiyetesini artıracağı için açıkça cevaplanmamalı, ancak susmak yerine bazı ufak ipuçları vermekle yetinmelidir.

Tüm hastalar cerrahiye karşı aynı reaksiyonu göstermezler. Bu nedenle her hastaya yaklaşım ve destek aynı biçimde olmamalıdır. Bazı hastalar yapılan her şeyin kendilerine açıklanmasını isterler, bazıları ise ne olacağını bilmek istemezler.
Hastaya kendi bakımı ile ilgili önlemleri öğretmek ve cerrahinin rutinlerini açıklamak hemşirenin önemli fonksiyonlarından biridir. Atelektaziyi ve pnomoniyi önlemek için derin solunum ve öksürme, tromboflebiti önlemek için bacak ve bilek egzersizleri ile yatak içinde dönme ve hareket hastaya açıklanmalı ve gösterilmelidir. Bunun yanında ameliyattan sonra bir müddet ayılma odasında kalacağı, intravenöz mayisi, dreni ve sargıları olacağı da açıklanmalıdır.

Postoperatif Bakım

Postoperatif rutinler diğer cerrahilerde olduğu gibidir.
• Operasyon bölgesi hemoraji ve enfeksiyon belirtilerine karşı gözlenir.
• Sargılar, drenaj tüpleri ve hemovak sık boşaltılmalıdır
• Etkilenmiş kol yastıkla kalp hizasından yukarı kaldın I ir. IV mayi ve tansiyon aleti bu kola uygulanmaz
• Göğüs, hemşire ya da hasta tarafından desteklenerek öksürtülür ve derin solunum
egzersizleri yapması için teşvik edilir.
• Hasta iki saatte bir dönüşümlü olarak etkilenmemiş tarafı ile sırtını kullanarak döndürülür.
• Eklemin her yöne hareketi olan aktif ROM egzersizleri yaptırılır.
• Her dört saatte bir akciğer sesleri dinlenir.
• Parenteral mayiler ağızdan alıncaya kadar devam eder.
• Erken ambulasyon için hasta teşvik edilir.
Erken ambulasyon sadece sirkülasyonu ve ventilasyonu geliştirmekle kalmaz aynı zamanda psikolojik yarar da sağlar, hastanın kendine güveni artar. Kol egzersizlerini günde en az dört kez yapması için teşvik edilir. Egzersizler tolere edebildiği kadar artırılır ancak ağrı oluştuğunda bırakılmalıdır. Başlangıçta sıra ile yumruğunu sıkma ve parmaklarını germe hareketi ile başlanır sonra bilek ve el egzersizleri ve tedricen kolun kaldırılması, yükseltilmesi ve baş üzerine koyma egzersizlerine geçilir. Kendi bakımını yaparken (yüzünü yıkarken, dişini fırçalarken gibi..) etkilenmiş kolunu ve elini kullanması için hasta teşvik edilir.
Tıbbi Tedavi :Över hormonlarına bağımlı meme kanserinde hormon tedavisi başvurulan bir yöntemdir. Bu olgularda tamoxifen, antiestro jenik etkisinden dolayı kullanılabilmektedir. Premenopozal dönemdeki kadınlarda aynı amaçla bilateral oforektomi de önerilen tedavi yöntemlerinden biridir.
Pozitif lenf nodlarının olduğu durumlarda radyoterapiye ek olarak kemoterapi de uygulanabilmektedir. Meme kanserinde kullanılan kemoteropatik ajanlar; cyclophosphamide, methotrexate, doxorubicin (adriamycine), 5-Fluorourocil ve vinblastindir. Trombosis, meme kanseri için kemoterapi alan kadınlarda bekelenebilir bir komplikasyondur.
Meme kanserinde 5 yıllık yaşam şansı, aksiler nodları negatif olanlarda %85, aksiler nodları pozitif olanlarda %53 olarak verilmektedir. Serum tümör marker CA 125 ile tedavinin etkinliğini tesbit etmek mümkün olabilmektedir.

Kanser Tanısının Psikolojik Etkisi

Kanser tanısı alan bir kadın potansiyel bir kronik hastadır ve ölüm riski ile karşı karşıyadır. Bu kadınlar genellikle normal yaşamlarının değişeceğinden, eşlerinin tepkisinden, fonksiyonlarında ve görünümlerindeki değişikliklerden, uzun süren yetersizlikten, ağrıdan ve ölümden korkarlar. Keder, korku ve utanma en çok yaşadıkları duygulardır. Bu duygularını anlamada ve başkaları ile paylaşmada başarılı olamazlarsa yalnızlık ve çatışma duyguları artar. Olumsuz davranışları çevresi tarafından yanlış anlaşılır ve yakınlarının desteğini kaybetme riski ile karşılaşabilirler.
Günümüzde kanser artık kabul edilebilir bir hastalıktır. Bir çok kanserli birey normal yaşamlarını sürdürebilmekte, üretici ve mutlu olabilmektedirler. Hastalara kanser teşhisi ile baş edebilmelerinde ve sağlıklarını geliştirmede alternatif tedaviler uygulanmaktadır. Bunlar gevşeme, meditasyon (düşünceye yoğunlaşma), hipnoz, destek grupları ve düzenli egzersiz, dengeli diyet, vitamin ilaçları ve istirahat gibi sağlıklı yaşam biçimleridir. Bu alternatif tedavilerin önemi ve yararı artık kabul edilmektedir.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.